Ayrıca bu âyet-i kerimede ilk dönem itibarıyla Allah’ın rızasını kazanma yolunu bir şehrah hâline getirme davasına çok az kadının gönül vermesi açısından veya Arapça’daki tağlib mülâhazasıyla, “O evlerde oturan öyle erkek oğlu erkekler, öyle yiğitler vardır ki, ne alışveriş, ne çarşı-pazar.. onları, yapmak istedikleri şeylerden alıkoyamaz.”2 denilerek sadece erkeklerin ismi zikredilmiştir. Fakat yukarıda işaret ettiğimiz gibi, burada tağlib tarikiyle kadınlara da işaret vardır. Öyleyse رِجَالٌ aynı zamanda “erkek oğlu erkek kadınlar” demektir. Yani âlemin, makam-mansıp deyip şöhrete kilitlendiği, tenperverliğe gömülüp bakışlarının bulandığı, çoluk-çocuk deyip evlere takılıp kaldığı bir döneme rağmen bu duygu, bu düşünce ile şahlanmış, iradesi erkeklerinki kadar güçlü erkek oğlu erkek kadınlar da var denmektedir.
Evet, ilk dönem itibarıyla, Sıddık Süleyman, Hulûsi Efendi, Hüsrev Efendi gibi kahraman erkeklerle beraber, az da olsa bizim bile tanıdığımız bazı kadınlar vardır ki, Bedir’de, Uhud’da.. kahramanca savaşa iştirak eden Nesibe Hatun ve Sümeyra Hanım’ın gölgeleri gibiydiler. İşte bunlar, kadınlıklarına rağmen, bu yüce davaya sahip çıkıp erkeklerden geri kalmamışlardı. Bugün de ışık evler yine bu kahramanlara dâyelik yapmalıdır.
Zannediyorum İbn Erkam hanesinin ruhu korunduğu müddetçe, bu evlerde, bir dönemde tekye ve zaviyelerle ulaşılamayan gönül enginliğine ulaşılacak ve aynı zamanda medrese insanını aratmayan aydın insanlar buralarda yetişecektir. Abdülkadir Geylânîlerle beraber Gelenbevîler, Ali Kuşçularla beraber Molla Hüsrevler, Molla Güranîler ve Ebussuudlarla beraber İbrahim Hakkılar yetişecektir. Aksi hâlde buraların -hafizanallah- bir miskinler yuvası hâline dönüşmesi de melhuzdur. Zannediyorum benimle beraber aynı duygu ve düşünceyi paylaşanların pek çoğu, böyle bir hâle şahit olmaktansa, ölmeyi tercih edeceklerdir.
Dipnotlar
- 2 Nûr sûresi, 24/37.