İçeriğe geç
“Sus ey dîvâne! Durmaz kâinatın seyr-i mu’tâdı, Ne sandın? Fıtratın ahkâmı hiç dinler mi feryâdı? Bugün, sen kendi kendinden ümid et ancak imdâdı; Evet, sen kendi ikdâmınla kaldır git de bîdadı Cihan kanûn-i sa’yin, bak, nasıl bir hisle münkâdı! Ne yaptın? “Leyse li’l-insâni illâ mâ-seâ” vardı.

Netice itibarıyla; dün Orta Asya’dan Anadolu’ya, bugün Anadolu’dan Orta Asya’ya gelenler ve gidenler var. Aynı zamanda bunlar arasında kaderî bir ilgi ve irtibat da var. Şimdi Anadolu’da yaşayan insanlar, tarihî bir misyonu -farkında olmasalar bile- yüklenmiş bulunuyorlar. İnşâallah bu işin şuuruna çabucak ererler de, şimdilerde biraz naz niyaz ile yapılan her alandaki bu atılımları, gönülden ve candan yerine getirmeye çalışırlar.

5