İçeriğe geç

Yine, bir gün Rasûl-ü Ekrem Efendimizin meclisinde herkes yerini almış otururken Cerîr İbni Abdullah el-Becelî hazretleri içeri girmişti. Hazreti Cerîr, kavminden 200 kişiyle birlikte Yemen’den Medine’ye gelerek müslüman olmuş saygıdeğer bir insandı. Genç, heybetli, güzel yüzlü ve imrendirici bir hâli vardı. Peygamberimizin huzuruna kim önce gelmiş ve nereye oturmuşsa orası onun hakkı idi; günümüzün nakil vasıtalarındaki numarasız koltuklarda olduğu gibi önce gelen arzu ettiği yere otururdu. Cerîr İbni Abdullah (radıyallahu anh) içeri girince oturacak yer bulamamıştı ve kendisine yer gösteren de olmamıştı. Bu durumu farkeden Peygamber Efendimiz, hemen cübbesini çıkarmış, künyesiyle ona seslenmiş “Ey Ebû Amr, al onu, üzerine otur!” demişti. Sonra da, çevresindekilere dönerek, “Bir topluluğun kerem ve şeref sahibi büyüğü yanınıza geldiği zaman, ona ikramda bulunun ve hürmet edin.” buyurmuştu.

Arz ettiğim bu misallerde de görüleceği üzere, herkese saygılı davranmalı, her insanın onur ve haysiyeti korunmalı, hiç kimse tahkir edilmemelidir; ama, milletin önünde bulunan ve özel bir konumu olan insanların izzet ve şerefleri hakkında çok daha hassas olunmalı, onlara karşı çok saygılı davranılmalıdır. Çünkü, o insanları hafife almak ve onurlarını rencide etmek sadece bir şahsın haysiyetine dokunmakla sınırlı kalmaz; temsil ettikleri müesseselerin de itibarını zedeler. Onlara saygı ise, aynı zamanda temsil ettikleri kurumlara ve topluluklara hürmet manasına gelir.

İslam, İnternet ve Günah Avcılığı

Diğer taraftan, her dönemde suç işleyenler olduğu gibi, günümüzde de rical-i devlet arasında su-i istimaller olmaktadır. Maalesef, bazı iradesiz insanlar fuhşa girmekten milletin malını yemeye kadar pek çok günahı irtikap etmişlerdir/etmektedirler. Son zamanlarda terminolojiye giren “hortumlama” tabirinden de anlaşılacağı üzere ve duyduğumuz kadarıyla koca koca bankalar boşaltılmış ve milletin serveti o hortumlar vasıtasıyla başka kanallara akıtılmıştır. İşte, şayet, millete zarar veren bu türlü cürümlerden bir şekilde haberdar olursanız, onu usulünce salâhiyetli kimselere haber verebilirsiniz; o meseleyi dar dairede, kimsenin namus, haysiyet ve şerefiyle oynamadan ve yargısız infazlara gitmeden yetkili mercilere bildirebilirsiniz. Fakat, temelde bir müslüman olarak o türlü işlerin arkasına düşmemeli, kimsenin günahının takipçisi olmamalı, başkalarının hatalarını araştırmamalı ve onların –amme hukukuna girmeyen– kusurlarına gözlerinizi yummalısınız.

86