İçeriğe geç

Eşrâfın İtibarını Koruma

Bu cümleden olarak, şu hadiseyi hatırlatmada da fayda mülahaza ediyorum: Cömertliği ile Arapça’da darbımesel haline gelmiş bulunan Hâtem-i Tâî’nin kabilesi, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı savaş açmış ve mağlûp olmuştu. Harp sonunda onların bir kısmı esir düşmüştü. Esirler arasında, Hâtem’in kızı da vardı. Mağlubiyetin ezikliğiyle perişan olan kadıncağız, Allah Rasûlü’ne kendi nesebini bildirince, Peygamber Efendimiz ona çok şefkatli davranmış, saygı gösterilmesini sağlamış ve babası hürmetine Tâî kabilesi hakkında hükme bağlanan bütün cezaları affetmişti. Sonra da, Ashab-ı Kiram efendilerimize dönüp, “Zillete düşmüş olsa da, bir kavmin azizine ikramda bulunun, hürmetkar davranın.” buyurmuş ve böylece hepimize, insanları tahkir etmeme, onlara haysiyet ve onur kırıcı muamelede bulunmama ve özellikle de kendi tâbîleri arasında onların izzetini koruma hususlarında ders vermişti. Rivayetlere göre, bu âlicenaplığı gören Hâtem’in kızı müslüman olmuş, Medine’de bir müddet misafir olarak kalıp dini öğrenmiş ve Efendimiz’in izniyle yine kendi beldesine dönmüştü.

Evet, insanların onur ve haysiyetlerini koruma, özellikle de toplumun önünde yer alan insanlar hakkında itimat telkin etme ve halkın gönlünde onlara karşı hürmet hissi uyarma çok önemlidir. Bu meselenin ehemmiyetinden dolayıdır ki; Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ vetteslîmât), kendisi için ayağa kalkanlara “Acemlerin büyüklerine kalktığı gibi ayağa kalmayın!” dediği hâlde, Sa’d b. Muaz meclise girerken “Efendiniz için ayağa kalkın!” buyurmuştur.

85