İçeriğe geç

Aslında, hiç kimse onur ve haysiyetiyle oynanmasını istemez; izzet ve şerefine leke sürülmesine razı olmaz. Ne var ki, bu konuda bazı insanların durumu çok daha hassastır. Bazılarının kanunlar tarafından belirlenen, millet nezdinde takdir edilen ve toplum fertlerince hüsn-ü kabul gören bir konumları vardır. O konuma göre bir kısım vazife ve sorumluluklar söz konusu olduğu gibi aynı zamanda farklı teveccühler de mevzubahistir. Şayet, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmeye çalışan bu insanlar, bekledikleri teveccühü bulamaz ve aksine incitici, hafife alıcı nazarlarla karşı karşıya kalırlarsa çok rencide olurlar. Bazı kimseler, onlar hakkında sürekli yalan-yanlış haber yapar, günbegün onları biraz daha itibar kaybına uğratırlarsa, o insanlar sabahtan akşama kadar bu meseleyle hafakandan hafakana girer ve artık vazife göremeyecek bir duruma düşerler. Siz kendi vicdanınızda onlara bir yer verin ya da vermeyin, bazı kusurlarından dolayı onları sorgulayın veya sorgulamayın; fakat, bir yönüyle, onlar kanunların vaz’ ettiği esaslara göre, basamak basamak yüksele yüksele bir yere gelmiş kimselerdir ve kendilerine bulundukları yer itibarıyla, kendileri için takdir edilen onur seviyesinden bakarlar. Dolayısıyla, size bir iğne ucunun değmesi kadar rahatsızlık veren meseleler onlara çuvaldız saplanmış gibi tesir eder. Bu itibarla, o güne kadar, kaşlarını çatıp da, “Haydi çekilin oradan!..” dediği zaman, bazılarını dize getiren ve şapkalarını alıp gitmeye mecbur eden, iğnenin ucuyla dokunma kadarlık bir tahkir ve tezyifi bağrına zıpkın saplanmış gibi derinden hisseden bu insanları, onların özel konumları ve kendi mülahazaları itibarıyla değerlendirmek gerekir. Yoksa, o insanlar dengesizliğe itilmiş, hissiliğe sevk edilmiş ve mantık dışı hareketlere zorlanmış olur. Tabii, ülke yararına çok hayırlı işler yapabilecek bu insanların böyle zor duruma dûçar edilmelerinden dolayı da yine kaybeden devlet olur, millet olur.

83