Bu itibarla, medyada aleyhinize bir haber neşredilse, kalkıp açıklama yapabilir, tavzih ve tashihte bulunabilir; yalan-yanlış haber yapanları tekzîb ederek tazminat davası açabilirsiniz. Bazen bu yolla densizlere hadlerini bildirmeniz, haksızlıklarını yüzlerine vurmanız, tazminat kazanmanız ve böylece gıybet ve iftira ihtiva eden yayınların önünü almanız da mümkün olabilir. Fakat, maalesef, özellikle de İnternet’te çoğu zaman daha dolambaçlı yollarla, çok farklı argümanlarla karşılaşmanız ve kanun boşluklarından yararlandıkları için tecavüzlerine hiç son vermeyen kimselere muhatap olmanız da muhtemeldir.
Bazıları değişik İnternet siteleri vasıtasıyla sürekli insanların ırz, haysiyet ve şerefiyle oynarlar; fakat, öyle bir uslûb kullanırlar ki, onun karşısında ne emniyet ne de mahkeme bir şey yapabilir. Mesela, birkaç fırça darbesiyle kenarından köşesinden hafif değişiklikler yaptıkları bir fotoğrafı neşrederler; fotoğrafın kime ait olduğu bellidir ve herkes daha ilk bakışta resmin sahibini çıkarır ama fotoğrafın altında isim olmadığından dolayı böyle bir saldırıya maruz kalan insan mahkemeye başvuramaz, tazminat davası açamaz. Hak iddia edecek olsa, “Bu resimdekine benzeyen sadece siz misiniz?” karşılığını alır; bu defa da “... yağırı olan gocunur” hakaretine maruz kalır. Herkes bilir ki, o yayında tahkir ve tezyif vardır; fakat, kullanılan üslûb itibarıyla hukuk ona karşı bir şey yapamaz. Dolayısıyla da, “Çamur at, izi kalsın!” mantığıyla hareket edenler, insanların ırz, namus, şeref ve haysiyetlerini ayaklar altına almaya ve onların istikbaliyle oynamaya devam edip dururlar.
Ayrıca, bu meselenin çok vahim bir yanı daha var: Bazıları asıl kimliklerini saklayarak değişik ad ve unvanlarla gizli yayınlar yapıyorlar. İzlerini kaybettirmek ve yakalanmamak için de hep hareket halinde bulunuyorlar. Onların zulmüne uğrayan mağdurlar emniyete ihbar etseler de, güvenlik güçleri çoğu zaman onları bulmakta zorlanıyor, bazen de hiç bulamıyor. Nereden yayın yaptıkları, adres ve telefon numaraları belli değil. Her defasında başka bir yerden, çirkin emellerine alet ettikleri sitelere yükleme yapıyorlar; bugün bir internet kafeyi kullanıyor, yarın da bir üniversiteye tezgahlarını kuruyorlar. Emniyet görevlileri o kafeye ya da üniversiteye gidene kadar da onlar çoktan başka bir adresin yolunu tutmuş oluyorlar.