Hava kirliliği korkunç boyutlarda seyretmekte ve kullanılan bazı maddelerin atmosfere menfî yönde tesir ettiği de artık herkesçe bilinen bir gerçektir. Bugünün insanı âdeta elindeki matkapla kendi tavanını delmektedir. Bu durum, Batılı ülkeleri belki yarım asırdır endişelendirmektedir. Kendi elleriyle kirlettikleri bu tertemiz dünyayı bırakıp gitseler bile kurtulamayacaklardır. Zira şimdiden fezayı bile kirletmiş bulunuyorlar.
Birkaç sene öncesine kadar bizim kıyılarımız, bizim denizlerimiz, Batılı düşünür ve yazarlar tarafından destanlaştırılıyor; hatta bazen bunlar nefes almak için bizim ülkemize koşuyorlardı. Aslında Cenâb-ı Hakk’ın bizler için hazırladığı nimetlerden istifade yolunu, onlar hep bizden öğrendiler. Fakat şimdi bizim hâlimiz, onların bize çıraklık yaptığı devirlerdeki hâl ve durumdan daha vahim bir vaziyet arz etmektedir. Bu gidişe bir dur diyen çıkmazsa, bu dünyanın akıbeti hakikaten endişe vericidir.
Denizlerden istifade ettiğimiz dönemlerde inci-mercan bizim gündelik kullandığımız nesneler arasında ve en mebzul, en bol süs eşyalarımızdandı. Avrupalı ihtimal o sıralarda inci ve mercanı ancak rüyalarında görüyordu. Biz zengindik; onlar ise, bizim elimize bakıyorlardı. Hâlbuki durum şimdi tamamen değişti. Ümidimiz, bu değişmenin de bir gün değişeceği istikametindedir. Ne var ki, bu da, ancak kevnî kanunlardan istifade ile mümkün olacaktır.
Zira Cenâb-ı Hak, dört bir tarafımızı, bildiğimiz-bilmediğimiz nadide nimetleriyle donatmıştır ki, Kur’ân-ı Kerim, şu âyetiyle bu hakikati seslendirir ve dikkatimizi o nimetlere çeker:
“Allah’ın, göklerde olanları da yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz?”6
Bence mühim olan, bu nimetlerden en iyi şekilde istifade etmektir. Evet, İslâm’ın meşru kabul ettiği kazanç yollarından istifade ederek güçlü ve geniş imkân sahibi olmak, bir şükür yoludur.
Dipnotlar
- 6 Lokman sûresi, 31/20.