İçeriğe geç

Öyle ki, böyle biri hacca gitse, Kâbe karşısında “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” dese, Arafat meydanını gözyaşına boğsa, üzerindeki ihramda haram bir kazancın tozu varsa, ona verilecek cevap, Efendimiz’in ifadeleri içinde, “Sana lebbeyk de yok, sa’deyk de yok. Ne senin sesin duyulur ne de sana cevap verilir!”37 şeklinde olacaktır.

İnsanın midesine indirdiği bir haram lokmanın, onun kırk günlük namazının feyiz ve bereketini alıp götüreceği söylenmektedir. Bu bir hasaret değilse, ya hasaret nedir?

Vücudunun her zerresi haramdan müteşekkil, yediği haram, içtiği haram, düşünceleri kirli, davranışları eğri-büğrü insanların meydana getirdiği toplum hiçbir zaman Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine liyakat kazanamaz. Liyakat için istikamet şarttır. “Bir toplum, kendini değiştirmedikçe Cenâb-ı Hak da onları değiştirmez.”38 fehvâsınca iç deformasyon yaşayanlara nazar-ı merhametle bakılmaz. Allah, durup dururken aziz bir cemaati zelil etmez, zelil ettiğini de kimse aziz kılmaz.

Kendini kontrol etmeyen insanlara Allah Kendini unutturur. Allah’ı unutmuş insanlar da, hem kendi nefislerini hem de içinde bulundukları cemiyet ve milleti unuturlar. Bu, Allah hakkını gözetmeyen toplumlara Allah’ın dünyadaki cezasıdır. Ahirette ise onlara can yakıcı bir azap vardır.

Kul hakkı da bunun kadar mühimdir. Allah Resûlü, üzerinde kul hakkıyla musalla taşına yatırılmış bir insanın namazını kılmamıştır. Zira kul hakkıyla giden, kendisine rahmetle dua edilme liyakatini kaybetmiştir.

Kul hakkı, hangi yol ve ne suretle geçerse geçsin, insanın helâkine sebep sayılmıştır. Evet, ahirete kul hakkıyla gidenlerin durumu çok zordur. Ticarette aldatma, ihtikâr, kumar, faiz, hırsızlık ve tefecilik… esasen bunların hepsinde kul hakkı söz konusudur.

292