İçeriğe geç

Yani İslâm iktisadında para getiren her şey meşru ve mubah değildir. İslâm bu yönüyle de diğer sistemlerden ayrılır. Şu kadar ki, İslâm’ın meşru kabul ettiği gelir kaynakları, bütün insanların ekonomik hayatını ayakta tutacak kadar da yeterlidir.

Binaenaleyh, Allah (celle celâluhu), iktisadî hayatta bütün gayri meşru yolları yasaklamıştır. İslâm’da faiz, ihtikâr, karaborsa, rüşvet ve daha değişik spekülasyonun her çeşidi yasaktır. Allah (celle celâluhu) Kur’ân’da daima insanları meşru çalışmaya ve meşru kazanca teşvik eder.

1. Meşru Gelir Kaynakları

Şimdi de, İslâm’ın meşru kabul ettiği bir kısım gelir kaynaklarını maddeler hâlinde sıralamaya çalışalım. Ben burada her biri tek başına müstakil bir mevzu olan bu hususları sadece ekonomiyle irtibatlı olmaları yönüyle ele almayı ve fazla ayrıntıya girmeden özetle takdim etmeyi düşünüyorum.

a. Avlanma

Avlanmada herhangi bir kayıt söz konusu değildir. Yani ister karada, ister havada ve isterse suda olsun, her çeşit avlanma buna dahildir. Kur’ân, bu meseleyi birçok âyetiyle ele alır ve mü’minlere böyle bir gelir kaynağı hususunda referanslar verir, hatta onları bu işe teşvik eder:

“İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz.”3

Buradaki emir ibâha, yani avlanmanın mubahlığını belirtmek içindir. Ancak böyle bir ibâhanın altında teşvik de vardır. Avlanma karada olabileceği gibi denizde de olabilir. Ve bu hususla alâkalı olarak Kur’ân’da aynen şöyle buyrulmaktadır:

“Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah’ın bol nimetlerinden faydalanmanız için -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- denizi boyun eğdiren de O’dur. Belki (anlar ve) şükredersiniz.”4

Rahmân sûresinde de, denizden çıkarılabilecek şeylere ayrıca dikkat çekilir:

270