İşte, karaborsacı bu dehşet saçan akıbetini çok iyi düşünmeli ve ürpermelidir. Aslında, hiç durmadan piyasayı karıştırıp duran ve hep kendi lehine çevirmeye çalışan bir adamla, bir başkasının cebini karıştırıp duran ve onun cebindekileri kendi cebine aktarmaya çalışan bir adam arasında netice itibarıyla hiçbir fark yoktur. Fark sadece, oyunun formatındadır. Hepsinin cezası da elbette ameli ve günahı cinsinden olacaktır.
e. Tefecilik
Kadimden beri insanların başına belâ olmuş dertlerden biri de hiç şüphesiz tefeciliktir. Kendisi nesepsizdir ve nesepsiz bir sistem olan komünizmi de kapitalizmi de bu tefecilik doğurmuştur.
Birisi serveti her şey kabul edip bayraklaştırınca, diğeri de ona reaksiyon olarak sa’yi esas almış ve bayraklaştırmıştır. İnsanların başına böyle bir belâyı musallat eden bu sistem de insanlık için, en az musallat ettiği komünizm kadar tehlikeli olmuştur.
Esasen hem komünizm hem de kapitalizm istismara ve insanları aldatmaya dayalı birer sistemdir. Ve her ikisinin ardında da korkunç bir nifak ve ikiyüzlülük gizlidir. Bunlardan hiçbiri dediklerinde asla samimî olmamıştır. Kapitalizmin proletarya düşmanlığı ne kadar sahteyse, komünizmin servet düşmanlığı da en az onun kadar sahtedir. Zaten günümüzde bu sahtelik bütün iğrençliği ile ortaya çıkmış durumdadır. Ancak, olan yığınlara olmuş ve geniş halk kitleleri, bir aldatmacadan diğerinin kucağına düşmüştür.
Aslında her tefeci bir pragmatisttir. O, bütün ticarî hâdiseleri kendi çıkarı açısından değerlendirir. Ona göre esas olan, kazanmaktır. Böyle bir kazanmanın yolu ve şekli hiç mühim değildir. Bir yönüyle de o, makyavelisttir. Ona göre, hedefe götüren her yol meşrudur.