İslâm, Kur’ân kaynaklıdır ve Kur’ân’da beşere ait ihmale uğramış hiçbir husus yoktur. Aynı zamanda onun içinde tabiat-ı beşere uymayan hiçbir sivrilik de mevcut değildir. O, varlık-eşya-insan açısından itidalin sesi ve soluğudur.
İslâm, hayata ait bütün meseleleri bir bütünlük içinde ele alır. Onda meseleleri bölme ve ayırma olmaz. Bazı diyanet mensupları ferdi, ruh ve ceset diye ikiye ayırır; bazıları tamamen ruhu, diğerleri de tamamen cesedi, cismaniyeti öne çıkarır. Dolayısıyla her iki anlayış da ferdi bölüp parçalayıp anlaşılmaz hâle getirmektedir.
İslâm’da ise fert, ruh ve ceset vahdeti içinde ele alınır ve aynı hakikatin iki ayrı yüzü kabul edilir. Ruh ve ceset arasındaki vahdet telakkisi ailevî, içtimaî ve idarî yapıya da aynıyla akseder, onlara da kendi boyasını çalar. Buna mukabil değişik diyanetler ve din şeklindeki organizasyonlar hem kendi aralarında hem de başka milletlerle münasebetlerinde âdeta birbirlerinden kopuk bir görüntü sergilemektedirler.
10. İslâm Dışı Bazı Dinlerin İnsan Anlayışı
Bazı dinler sadece cesede bakar, onun temel disiplinleri de cismaniyet yörüngelidir. Böylelerinin bütün çaba ve gayretleri hep çıkar ve menfaat hedeflidir. Bir şeyin maddî menfaati varsa ona göre bir değeri de vardır; yoksa kıymeti yoktur.
Meyve ve sebzelerin bir kıymeti vardır; çünkü insan bunlarla beslenmektedir. Renklerin bir kıymeti vardır; çünkü göz bu renklerden maddî bir zevk almaktadır. Tat denen şey de dilin zevki hatırına bir kıymeti haizdir. Dokunulan şeyde, dokunma duyumuza ait bir tatmin söz konusudur.. ve neticede her şey bu yönüyle bir değere sahiptir.