İçeriğe geç

– Yâ Muhammed! Sen mi hayırlısın yoksa baban mı? Allah Resûlü cevap verir:

Senin baban da benim babam da Cehennem’dedir.

Husayn donakalır. Ne diyeceğini şaşırır. Bu sefer de Allah Resûlü sorar:

Sen kaç ilâha tapıyorsun?

– Yedi ilâha; biri gökte, altısı yerde, der Husayn. Ve daha sonra da aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Yâ Husayn! Acıktığın zaman hangisinden yiyecek istersin?

– Göktekinden…

Susayınca?

– Göktekinden…

Evlât istediğinde?

– Yine göktekinden…

Peki, yâ Husayn, hepsini göktekinden istediğin hâlde,niçin ibadette diğerlerini O’na şerik koşuyorsun?!.

Bu söz Husayn’ı ikna etmeye yeter.. sonra da gürül gürül “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” der ve o ışıktan topluluğa katılır.18

Bir başka defa, cismanî duyguların baskısı altında ezildiği şikâyetiyle bir delikanlı gelir O’nun huzuruna. Allah Resûlü onu karşısına oturtur ve sorar:

O yapmak istediğinin anana yapılmasını ister misin?

– Hayır, yâ Resûlallah!

Kız kardeşine yapılmasını ister misin?

– Hayır, yâ Resûlallah!

Halana ister misin?

– Hayır, yâ Resûlallah!

İşte, herkes de senin gibi birisinin anası, kızı, kız kardeşidir. Senin istemediğini onlar da istemezler. Sonra o tertemiz elini gencin sinesine kor, “Allahım, günahlarını mağfiret et, ayıplarını setret, kalbini temizle!” diye duada bulunur.

Delikanlı, kalkar gider. Sahabi diyor ki: “Aklı kalbiyle beraber öyle ikna olmuştu ki, artık aramızda ona iffet âbidesi nazarıyla bakardık.”19

51