Burada ayrı bir incelik de “irşad” veya “tebliğ” gibi kelimeler yerine özellikle “inzar” kelimesinin kullanılmış olmasıdır. Mesela أَأَبْلَغْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُبْلِغْهُمْ veya أَأَرْشَدْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُرْشِدْهُمْ yerine أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ denilmiştir. Evet, irşad kelimesi kullanılmamıştır; çünkü irşad, irşad edilmeye açık olan kimselere yapılır –ki buna siyak hiç de müsait değildir. Zira onların kalb, kulak ve gözleri mühürlenmiştir.– Tebliğ kelimesi ise daha ziyade kendilerinden bir hayır ümit edilen kimseler için söylenilegelmiştir. Ayrıca, خَتْم kelimesi bunlarda hayır adına hiçbir ümidin olmadığını göstermektedir. Öyleyse bunlara sadece gittikleri yolun sonunun çok kötü olduğunu hatırlatmak, ifade bakımından daha uygun düşmektedir. Türkçemizde de böylesine bir çıkmaza girmiş kimseleri girdikleri yolun kötü encamından inzar etmek için değişik sakındırma ifadelerinin kullanılması söz konusu olagelmiştir. Mesela, olabildiğine dalâlet ve sefahete dalmış bir insan, çeşitli çarelere başvurulmasına rağmen vazgeçirilemediği zaman ona, “Sen kumar ve içki gibi kötü alışkanlıklarınla hem kendine hem de sevdiklerine kötülük yapıyorsun. Son kez söylüyorum, bunları bir an önce terk et!” şeklinde son bir nasihatte daha bulunularak, kendisini bekleyen kötü akıbet ona anlatılır ve yaptığı işten sakındırılmaya çalışılır. Binaenaleyh âyet-i kerimede eğri yolun encamını ve sû-i akıbetin nasıl olduğunu hatırlatma mânâsına “inzar” kelimesinin seçilmesi gayet latif ve yerindedir.
Buradaki لَا يُؤْمِنُونَ “Onlar iman etmezler.”, كَفَرُوا “Onlar küfre girdiler.”in bir mübeyyini ve açıklayıcısıdır.