Burada bir noktaya daha dikkat etmek lazım: ف harfi burada “sebebiyet” mânâsı ifade eder, yani esas hastalığı davet eden yine onlardaki bir hastalıktır. Yani onlarda bir hastalık vardı. Hastalığın artması meselesi sanki bir komplikasyondu. Onlar hastalıklarına yanlış tedavi uyguladılar ve onu azdırdı, onulmaz bir hâle getirdiler. Keşke illetlerini bilebilselerdi.. heyhat, bilemediler ve kendilerine ettiler! Şair ne güzel söyler:
Bil illeti, kıl sonra mudâvâta tasaddi, Her merhemi her yâreye derman mı sanursun? En ummadığın keşfeder esrâr-ı derûnun Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanursun?
Evet, illet bilinemediğinden tedavi yoluna tam tasaddi edilememişti. Aslında bunların içlerinde bir nebiye kavuşma, akidelerini ıslah etme ve dünyaya hâkim olma hırsı vardı. Ne var ki, Nebi ile karşılaşınca kıskançlıklarına yenik düşmüş, potansiyel marazlarını azdırmış ve onulmaz bir komplikasyona sebebiyet vermişlerdi ve marazın altından, ziyade-i maraz çıkmıştı. Evet, فَزَادَهُمُ اللّٰهُ مَرَضًا “Bu sebeple Allah onların marazlarını artırmıştı.”