7. Yine, يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلهِ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ “Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların temiz ve helâlinden yiyiniz. Eğer yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız.. ve O’na şükrediniz.” (Bakara sûresi, 2/172) âyetiyle de “Eşyada aslolan ibâhadır (yani helal olmasıdır); haramlık ise ârızîdir.” prensibi vaz’ edilmekte ve hemen arkasından, إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزِيرِ وَمَۤا أُهِلَّ بِه لِغَيْرِ اللّٰهِ “O size sadece lâşeyi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etini haram kıldı.” (Bakara sûresi, 2/173) âyetiyle de haramlarla alâkalı hükümler anlatılmaktadır.
8. Aynı âyette, فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَۤا إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ “Kim mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret miktarını geçmemek şartıyla, bunlardan yemesinde günah yoktur. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.” (Bakara sûresi, 2/173) buyurularak, “Zaruretler, haram olan şeyleri helal kılar.” ve “Zaruretler kendi miktarıyla takdir olunur.” prensiplerine işaret edilmekte, zaruret hâlinde, aslen haram olan şeylerden sadece zaruret miktarı yararlanılabileceği hatırlatılmaktadır.
9. يُرِيدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ “Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez...” (Bakara sûresi, 2/185) âyetiyle ise dinde “yüsr”ün (kolaylık) esas olduğu prensibi dillendirilir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Bu din kolaylıktır. Kimse kaldıramayacağı mükellefiyetlerin altına girerek dini geçmeye çalışmasın, (başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve) yenik düşer.”[3] lâl ü güher beyanları da bu prensibi teyit etmektedir. Zaten yukarıda zikrettiğimiz zaruret miktarı mahzurun mubah olması da İslâm’daki bu kolaylık prensibinin ayrı bir buudunu ifade etmektedir.