Bu âyetler ve Âl-i İmrân Sûresi’ndeki, يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُوا الرِّبَۤا أَضْعَافًا مُضَاعَفَةً وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Ey iman edenler! Öyle kat kat artırarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki felâh bulasınız.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/130) âyetinde, toplumsal hayat adına bir virüs olan, bütün hukukçuları ve bilhassa iktisatçıları meşgul eden faiz belası, birkaç âyetle özet bir şekilde dile getirilmiştir.
Ardından gelen iki âyette ise, ribânın karşısında alternatif bir durum ihraz eden karz-ı hasen (faizsiz borç) meselesi şu şekilde anlatılmıştır:
52