Bu âyetleri daha da çoğaltmak mümkündür. İnancı olmayan ve hayatını o inancın gereğine göre planlamayan insanlar dünyada kendi dar havsalaları ve dar kafalarına göre Cennet ve Cehennemler icat etmektedirler. Bir insanın üç beş günlük dünya hayatında mazur görülmesi, insanlar nazarında mazereti adına bu kadar yanlışlıklara gidilmesi ve bu kadar yanlış yorumlara saplanılması akıllı insan işi değildir. Ayrıca dini birilerine hoş göstermek için dinin en önemli rükünlerini yıkarak insanlara, din diye böyle bir şey takdim etmek büyük bir yanlıştır. Dinin önemli bir buudu olan ahireti yıkıp âdeta “İnan ve inancının Cennetini yaşa!” der gibi bir din telâkkisi ortaya koyma aynı zamanda bir küstahlıktır. Rousseau ve Renan gibi mensup oldukları dinin tatmin etmemesinden dolayı dine tavır alan insanlar bile böyle bir yanılgıya düşmemişlerdir. Bu insanlar, daha sonra uydurma şeylerin, insanların çizgisini korumaya yetmediğini görünce, tabiî dinciliğin kurucuları oluvermişlerdir. Onlara göre insanlara mutlaka hayatlarının hesabını verecekleri bir din ve o dinin vaad ettikleri telkin edilmeliydi. Burada, din dairesi içinde görünen ve “Kur’ân’da reenkarnasyon vardır.” düşüncesine sahip olan insanların bu kadar bile basiretlerinin olmadığı görülmektedir. Bir kısım kimseler de bu ifadelerden cesaret alarak bunları dinsizliklerine alet etmekte, hakikî dindarlara düşmanlıklarını bunların onlara kaptırdığı sloganlarla sürdürmekte ve “İşte din adamı, din âlimi ve din düşünürü böyle olur.” deyip onların o yarım yamalak dindarlıklarına dayanarak gerçek dindarlara hücum etmektedirler.
Evet din ve dini meseleler hakkında konuşmak derin hassasiyet gerektiren bir meseledir. O yüzden çok dikkatli olunmalı ve din diye kendi hezeyanlarını ortaya koyan insanlara ise mutlaka uzmanlar tarafından gereken cevaplar verilmelidir.