İnsanlar nasıl yaşarlarsa öyle ölürler ve nasıl ölürlerse öyle dirilirler. Bazı insanlar vardır inanmışlardır ama inançlarını amel hâlinde yaşayamamışlardır. Bu insanlar ötede, bir zindanda yaşıyorlar gibi hep “Acaba ne olacak, buradan çıkıp yeniden bir hayata dönecek miyiz, dönemeyecek miyiz?” duygu ve düşüncesi içinde olacaklardır. Bazı insanlar da ölümü hep yokluk olarak kabul etmişlerdir. Bunlar da orada, bir haps-i münferit içinde olacaklardır. Netice itibarıyla bir hayata erecekler ama bütün berzah hayatlarını hep haps-i münferitte yaşayacaklardır. Kimseyle herhangi bir temas ve mülâkatları olamayacaktır. Eğer bir şey görür, birinin rüyasına girerlerse veya birisi onu rüyasına misafir ederse dünyada gördüğü rüyalar türünden görecektir. Ama bunlar, dünyada nasıl yaşamışlarsa berzah hayatını da öyle geçireceklerdir.
Berzah hayatı, ahiret ile dünya hayatı ortasında misalî bir âlemden ibarettir. Bu hayat, ruhun bir kısım temessülâtından, sabit aynalar hâlinde sinema şeridine giriyor gibi girip, kareler hâlinde onun yer yer bizim de rüyalarımızla algıladığımız bir âlemde gösterilerek bir ekran veya perdeye aksetmesi gibi bir şeydir. Perdeye akseden şeylerin hakikati ne kadarsa, onların hakikati de bir ölçüde o kadardır. Hâsılı, en ciddî âleme geçilen yol, bu dünyadan geçmekte, berzah ve ötesinde ahiret, burada yapılan amellere göre şekillenmektedir.
“Kur’ân’da reenkarnasyon vardır.” diyenlerin ortaya koydukları diğer âyet ise şudur: كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ أَمْوَاتًا فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ“Ey kâfirler! Allah’ı nasıl inkâr edebilirsiniz ki! Siz ölü iken size hayatı veren O’dur. Şunu bilin ki, tayin ettiği vade gelince sizi öldürecek, yine diriltecek ve sonunda O’nun huzuruna götürüleceksiniz.”4
Dipnotlar
- 4 Bakara sûresi, 2/28.