Meselâ içki mevzuunda ilk nazil olan âyetlerde onun hem zararının hem de faydasının olduğu bildirilince Hz. Ömer, beyan-ı şâfî istiyor ve şöyle diyordu: “Allahım! Sadra şifa veren bir beyan!”5 Aslında Allah Resûlü’nün mantığı da o istikamette idi. Kur’ân’da o yönde âyet nazil oluyordu. Peki, Allah (celle celâluhu), Hz. Ömer ile alâkalı bu tevafukatı niçin gösteriyordu? Belki de Cenâb-ı Hak bir yönüyle, toplum içinde bir meseleyi zarurî olarak vurgulama hususunda Hz. Ömer’in fetanetine ve dehasına işaret buyuruyordu. Hz. Ömer’in üçüncü tevafuku da riba (faiz) mevzuundadır. Bu konuda da içki âyetindeki yaklaşımını sergiliyor ve onu teyiden âyet nazil oluyor.
Bununla beraber Hz. Ömer fevkalâde mütevazi ve tam bir mahviyet insanıdır. Hatta daha çok tevafukat olduğu hâlde o sadece üçünü hatırlar. Oysaki hadisle meşgul olanlar, onun on üçü aşkın tevafukatı olduğunu söylerler.6 Bu öyle bir seviyedir ki o, kendi kendinin ve bildiği pek çok şeyin farkında bile değildir. Öyle anlaşılıyor ki, Rabbisiyle tevafuk ettiği on üç yer var, ama o bunlardan sadece üç tanesini hatırlıyor.
Dipnotlar
- 5 Ebû Dâvûd, eşribe 1; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/159.
- 6 İbn Hacer, Fethu’l-bârî 1/505; el-Aynî, Umdetü’l-kârî 2/284-285.