İçeriğe geç

İkinci bir husus; dinimiz, makul ölçüde çok çocuk sahibi olmaya müntesiplerini teşvik etmektedir. Allah Resûlü, doğurgan kadınlarla evlenmeyi tavsiye buyurmakta ve kıyamet gününde ümmetinin çokluğu ile iftihar edeceğini dikkat nazarlarımıza sunmaktadır. Yalnız bu meseleyi, sadece Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) “ümmetinin çokluğu ile iftihar etmesi” şeklinde ele alıp değerlendirmek yanlış ve bu hadisin ifade ettiği muhtevayı çok dar bir çerçeve içine yerleştirmek demektir. Ayrıca mesele sadece övünme meselesi olsa, bu da İslâmî esaslar içinde bir çelişkinin olduğu imajını verir; zira Efendimiz’in birçok hadislerinde لَا فَخْرَ“Övünme yok!” dediği çok iyi bilinen gerçeklerdendir.

Allah, kâfirlerin mü’minlerin üzerinde hâkimiyet kurmalarına asla razı değildir. Ne var ki, burada mü’minler üzerine düşen en önemli vazife, hâkimiyet altına girmemenin ilk şartı olan kemmiyet yani adet çokluğunu sağlamalarıdır. Hâkimiyet mevzuunda çok önemli bir yeri olan bu hususu, mü’minler iradeleri ile gerçekleştirmedikten sonra, alınacak sair tedbirlerin, başvurulacak diğer stratejilerin dünya karşısında çok fazla ses getirmeyeceği muhakkaktır. Bu açıdan, hadiste ifade buyrulan ümmetin çokluğunu değerlendirirken, arz etmeye çalıştığımız bu noktanın göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyim.

Üçüncü bir husus da; nüfus planlamasında sürekli sözü edilen ekonomik durumdur. Evet, bu mülâhaza ile meseleyi ele alacak olursak; bugün 60-65 milyona ulaşan ülkemizde, toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomik sıkıntılar içinde bulunmaktadır. Ancak, Türkiye, bundan yıllar önce, yani nüfusu 40 veya 30, hatta 25 milyon iken de aynı sıkıntılar içindeydi. Almanya gibi, coğrafî alanı bizden daha dar, nüfusu itibarıyla ise daha çok olan bir devlet, bizden daha müreffeh yaşamaktadır, hayat standartları, bizimle mukayese edilemeyecek kadar yüksektir.

2