İçeriğe geç

Evet, Osmanlı bizim şimdilerde hecelemeye başladığımız müsamaha, tolerans, diyalog… vs’yi devlet çapında en mükemmel şekilde temsil ediyordu ve bu engin ufukla, Hristiyan ve Yahudilere varıncaya kadar hemen herkese mesajını rahatlıkla sunabiliyordu. Bakın; Osmanlı’nın yıkılışının ardından onca yıl geçmiş; ama biz bütün dünya ile beraber hâlâ Osmanlı diyoruz. Sırpların zulmü ile ezilen Boşnaklar Osmanlı diyor.. ekonomik, siyasî, kültürel emperyalizme maruz kalan Kuzey Afrika ülkeleri Osmanlı diyor.. Orta Doğu bir türlü durma bilmeyen anarşik hâdiselerin diliyle Osmanlı diyor… hâsılı eski Osmanlı coğrafyasında bulunan hemen her ülke, şimdilerde hep onu telaffuz ediyor. Hatta bugün, “yeni dünya düzeni” deyip vizyona koydukları oyunun altında kalan ve bir türlü çıkış yolları bulamayan bütün Batı dünyası da Osmanlı demektedir. Demek ki Osmanlılar, emperyalist düşüncelere girmemiş, o ülke insanlarına karşı asimile faaliyetlerinde bulunmamış, soykırım yapmamış ve İslâm’ın ruhunu çok iyi kavrayarak, onu öyle mükemmel temsil etmişler ki, dünyanın değişik bölgelerinde hâlen aranan insanlar konumunda bulunuyorlar.

Evet, daha önce de çeşitli vesilelerle ifade etmeye çalıştığım gibi, biz geçmişte engin bir Müslümanlık yaşamışız. Yani İslâm’ın yoruma açık yönlerini fıtratla uyum içinde öyle bir yorumlamışız ki, Asr-ı Saadet’ten bu yana bizim gibi başka bir millet çıkmamış. Hadiste, fıkıhta, tefsirde, kelâmda yetiştirdiğimiz dâhi imamlar sayesinde hep farklı olabilmiş ve hep farklı kalabilmişiz. Öyle ki, Buharîler, Müslimler, Tirmizîlerden tutun Ebû Hanifelere varıncaya kadar, bütün insanlığı kucaklayan bir anlayışın alperenleri hep bizden çıkmış.

3