İnanıyorum ki; bu âyetin ifade ettiği kategoriye giren insanlar ahlâk kriterleriyle değerlendirildiğinde; bazılarında eşek ahlâkı, bazılarında köpek ahlâkı tespit edilecektir. Meselâ, birisi, bilgili olmasına rağmen kendisinde mârifet ve muhabbet adına bir şey yoksa, onun genel davranışlarından ortaya karakteristik bir eşek tipi çıkabilir. Yine bilgiyi başkalarına karşı tahakkümde kullanıp, diğer insanlara tepeden bakan bir insanın davranışları, bütün yönleriyle test edildiğinde köpeğin davranışlarıyla aynı olduğu ortaya çıkacaktır.
Hâlbuki önemli olan, insan olmaktır. Allah (celle celâluhu), bizi insan olarak yaratmış ve bize verdiği bu pâyeyi davranış ve ahlâkımızla korumak mecburiyetini yüklemiştir. Zira burada insaniyeti muhafaza, ötelerde insan olarak kalma adına tek ve önemli bir teminattır.
İnsan, bir günde dört defa değişebilecek kadar değişken bir varlıktır. Her yeni gün, insana yeni bir ufuk açar ve insan, yer yer kendisinin ve çevresindekilerin mahiyetini görebilir. Meselâ çevresindeki insanları düşman olarak gören bir insan, kendisini yılanlar içinde kalmış sanabilir. Hâlbuki bu, kendi mahiyetinin yılanlaşmasıdır ve o kişi nefsinin saldırısına maruz kalmış demektir. Fakat o, bu durumu kendi nefsine vermeye razı olmadığından dolayı genelde yılanı, köpeği, akrebi çevresindeki insanlarda arar.. arar ama asıl yılan kendi nefsi olduğu için de bir türlü bulamaz. Aslında “Senin en büyük düşmanın, içinde taşıdığın nefsindir.” fehvâsınca o, yılanı kendi içinde aramalıdır.