Şimdilerde, ferden ferda da olsa, mü’minlere kötülük düşünüp kötülük yapanların niyetleri bana göre, İslâmî duygu ve düşünceyi tahkire matuftur. Şayet yapılan bu tahkir ve tezyifler, şahsımıza yapılıyorsa, şahsî olduğundan dolayı elden geldiğince affedici olmak icap eder. Yok dine ait ise, Bediüzzaman edasıyla “O işin sahibi var.” deyip Allah’a havale edilmelidir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mekke döneminde üzerine temizlenmemiş deve işkembesi koyanlara, isim tasrih etmeden; اَللّٰهُمَّ عَلَيْكَ بِكُلِّ مُتَجَاوِزٍ وَخَائِنٍ وَمَاكِرٍ وَمُعَنِّدٍ diyerek yaptığı bedduadan hareketle her yerde Müslümanlar aleyhine planlar yapıp projeler üretenleri niyet ederek; اَللّٰهُمَّ عَلَيْكَ بِهِمْ diyebiliriz. Evet, temel düşünce yapımız ve karakterimiz itibarıyla bizim dünyamızda telin ve bedduaya yer yoktur, ama bu kadar da olsa onları Allah’a havale etmemiz de dine olan saygımızın gereği kabul edilmelidir.