İçeriğe geç
27. Bölüm

Dünyamızda Bedduanın Yeri̇

Soru: Şahsımıza ve dinimize râci olan kötülüklerde beddua edebilir miyiz? Bu konuda nasıl düşünmeli ve nasıl davranmalıyız?

İmanın zevk-i ruhanîsine ermiş bir mü’min, her hâlde “beddua” etmez ve yapılan bedduaya “âmin” demez. Ancak bazen bizim şahsımızda ya da duygu ve düşüncelerimizde dinimiz, diyanetimiz tahkir edilir. Bu kabîl hakaret ve edep dışı muamelelerde bizim canımız sıkılabilir ve hislerimiz bizi bedduaya zorlayabilir.

Meselâ, bir seferinde beni istintak ederlerken üzerimden küçük bir memur maaşı çıkmıştı da, istintak edenler, “Ulan hoca, sana bu para nereden geldi?” diye çıkışmışlardı. Onlar, bana “ulan” sözleriyle hakaret ederken ben, bu hakaretleri nefsime yapıyorlar kabul edip üslûp ve terbiyemi bozmadan “bey-beyefendi” tabirlerini kullanarak, onlara hep nezaket ve saygıyla hitap etmiştim. Kim bilir belki de, onları bu hareketlere iten yegâne sebep, bizim engin dünyamıza ait hakikatleri kendi düşünce ve inanç dünyalarına ters bulmalarından idi. Bundan dolayı da onlar aşamayacakları bir kötülük duygusuna kapılmışlardı.

1