Sorunun sonunda da “cihada denk tutulan nasihatin keyfiyet ve sınırları” soruluyor ki, bu hususta da şunlar söylenebilir: Nasihatin Türkçemizdeki mânâsını, Farsça’dan bize geçen bir kelime ile ifade edecek olursak “hayırhâhlık” demek uygun olur zannediyorum. Birisi hakkında hayır düşünme, hayır isteme, onu sırat-ı müstakîme, tevhide ulaştırma, gönlünü ibadet ü taat şuuruyla donatma, hizmet etme şuuru istikametine yöneltme, evet bunların hemen hepsi derecesine göre birer hayırhâhlıktır.
Bir hadis-i şerifte belirtildiği üzere “Din nasihattir.” sözü çok şümullü bir kavramdır. Yani meseleye Allah’ın anlatılması şeklinde yaklaşırsak, O’nun Zât-ı Ulûhiyetine yaraşır, yakışır şekilde anlatılması demektir. Ayrıca, O’nun anlatılıp sevdirilmesi, bu da kendi buudları içinde ayrı bir nasihattir. Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlatılıp sevdirilmesi nasihatin ayrı bir yanıdır.
Meseleye bu zaviyeden bakıldığında, bütün insanların hidayetini, rüşdünü, Cennet’e veya sırat-ı müstakîme yönlendirilmesini hedef alarak hayırhâhlık yapmak ise, büyük çapta bir nasihattir. Bundan başka, çok küçük bir bid’ati izale ederek bunun yerine bir sünneti ikame etme, dinin farzlarını, vaciplerini, hayata hâkim kılma.. hepsi birer nasihattir. İşte bütün bu nasihatlerin elzemliği ölçüsünde, Allah katındaki kıymeti ve derinliği de artar…
Günümüzde, tevhid anlayışının sarsıldığı bir dönemde, Risale-i Nur mesleği olan ve hedefi sayılan “Allah’a iman” hakikatini tespit etme, onu insanların ruhuna perçinleme ve herkese kabul ettirme gibi bir nasihati de bu kategoride bilhassa vurgulamak icap eder. Hatta böyle bir nasihat nasihatlerin zirveleşmiş şekli ve doruk noktasıdır.