Evet, lâhut âleminin esrarına muttali olmak için çıkılan yolculukta bilet ve vesika, en azından yapılacak olan ‘erbaîn’lerle, şer eğilimlerin kökünü kurutup, hayır meyelanlarını coşturma şeklinde bir irade takviyesidir. İşte bundan sonra belki mânâ âlemine açılacak kapı aralanabilir ve başka âlemlere intikal mesajı alınabilir.
Burada bilhassa, insanın yıllarını alsa da sebat etmesi gerektiğinin önemini vurgulamak isterim. Mevlâna Celâleddin Harzemşah’la ilgili bir kıssa anlatılır: Her gün bir köpek çöplüğe gelir ve orayı eşeledikten sonra çekip gider. Bunun farkına varan ve günlerce bunu takip eden Celâleddin Harzemşah bir gün ona: “Hiçbir şey bulamadığın hâlde, her gün burada gelip ısrarla bir şeyler aramanın sırrı nedir?” diye sorar. Köpek de: “Ben, bir gün burada bir kemik bulmuştum!” cevabını verir. O köpekçe bir şey oladursun, ilahî ufku yakalayabilmek için, O’nun kapısının tokmağına dokunup, cevap alıncaya kadar ayrılmamak gerekir…
Ayrıca bu yolda, o yolun erkânına uygun olarak yürümek icap eder. Aksi hâlde yollarda takılıp kalmak söz konusudur. Meselâ; sebepler planında -halk tabiriyle- verip-veriştirilerek kılınan namazlarla bir yere varılamaz. Gerçi Allah’ın lütfu engindir; O dilerse, bazen köpeklerin boynuna altın tasma da takabilir.. ve bizim O’na söyleyecek bir sözümüz olamaz. Fakat her şeyin bir yolu-yordamı olduğu da unutulmamalıdır. Bu açıdan da, verilen ölçüler içinde hareket etmeyip, “Hiçbir şey bana inkişaf etmedi, ben bir şey duymadım…” diyen insanlara, önce hedefe ulaştıracak metodlar anlatılmalıdır.