Evet, acaba orada pek çoğu itibarıyla dinlerinden dolayı öldürülen insanlar, namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, haram-helâl bilmiyorlarsa, bu, ötede bana sorulur mu? Savaşların başlangıç yıllarındaki bu durum şimdilerde değişmiş olabilir. Böyle bir değişiklik mahfuz, o insanların, Müslümanlık ile, diyanetle yani dinî emir ve yasakları hayatlarına tatbik ile uzaktan yakından alâkaları yoksa, hatta her şeye rağmen bazıları itibarıyla bunlar ilâhî sıyanetten kaçıyor, ilâhî seraya sığınmıyor ve Rabbimin merhamet etmesine liyakat kazanmaya çalışmıyorlarsa, benim bu yana yakıla hâllerim Allah’a karşı saygısızlık olmaz mı? Keşke biri çıkıp da bana: Hayır, saygısızlık olmaz deyiverseydi..! Dense de denmese de ben, şeklini biraz değiştirerek onlara dua etmeye devam edeceğim: “Allahım! Bunların kalblerine hidayet lütfeyle!.. Onları makbûlîn, sâlihîn güruhuna ilhak buyur!. Onları Senin merhametini celb edebilecek ve ona layık olabilecek insanlar konumuna yükselt!” Evet, ilk defa o insanların merhamet-i ilâhiyeye liyakat kazanmaları çok önemli. Bakın hele onu bir kazansınlar, ardından “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler.”