İçeriğe geç

Hâsılı, şeytan aşkı yerine, Hz. Âdem’in itaatini esas alarak kulluk yoluna sülûk etmemiz daha güzeldir. Zira aşk, bazen insanın ayağının doğru yoldan kaymasına sebebiyet verebilir. Fakat sünnet-i seniyye çizgisinde bir itaat, asla!..

Hallac-ı Mansur’un bu tespitine bir de aşk-itaat mukayesesi açısından bakalım. Aslında Hallac’a bu sözü söyleten, onun şeytan hakkındaki şu düşüncesidir. “Şeytan, Allah’a karşı gönlünü kilitlemiş, O’ndan başkasına gönül vermeyen birisi idi. Ne var ki o, Allah ile kendisi arasında insanı görünce; böyle görmenin de ötesinde, bir de Âdem’e secde ile emrolununca, -Hallac gibi düşünenlere göre- şeytanın aşkı; onun Allah’tan gayrısına secde etmesine mâni oldu. Bu sebeple “Ben, Senden başkasına secde etmem dedi.”

Bu düşüncelere bütünüyle katılmak mümkün değil. Kaldı ki böyle bile olsa, Hallac’ın da şeytanın da atladığı bir şey var; o da emre itaatteki incelik. Hz. Âdem emre itaatteki inceliği anlamış ve sürçtükten sonra hemen doğrulup, “Ey Rabbimiz! Biz (emrini dinlememek suretiyle) kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”1 diyerek dua dua yalvarmıştı. Şeytana gelince o, Allah’ın Âdem’e (aleyhisselâm) secde emrindeki espriyi anlayamamıştı.

Aşk-itaat mukayesesi açısından demiştik yukarıda; aşk, itaat kaynaklı olursa bir mânâ ifade eder. Eğer aşkta itaat yoksa, ondan şatahatlar doğabileceği gibi, ümitsizlikler, inkisarlar, inkârlar da doğabilir. Hatta aşkın büyüklüğü nispetinde şatahatlar büyür, kurbiyet ufkunda bu’diyetler, yani Hakk’a yakınlaşma çizgisinde uzaklaşmalar meydana gelebilir ve kıymetli şeyler bir anda kıymetsizleşebilir.

125