İçeriğe geç

Üstûresi çok bu kaynaklarda, Hz. İbrahim’in sürülerinden bahsedilir. Onun o kadar çobanları –bağışlayın–, o kadar koyunları ve o sürülerini koruyan o kadar köpekleri vardır ki, o, bu imkânlarıyla devrinin zenginlerinden sayılır. Bu imkânları peygamberlik mansıbıyla telifte zorlanan -doğru ise- melâike-i kiramdan bazıları, Hz. Âdem’in hilkatinde, istizah mahiyetinde soru yönelttikleri gibi, Hz. İbrahim için de: “Acaba peygamberlik mansıbıyla bunca servet nasıl telif edilir?” diye düşünürler. Cenâb-ı Hak da onlara, “Gidin bir deneyin!” teklifinde bulunur. Ve melekler gidip Hz. İbrahim’e (aleyhisselâm), onun duyacağı şekilde سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلٰئِكَةِ وَالرُّوحِ diyerek mârifetlerini ifade ederler.

Bu kelimelerin her biri, Cenâb-ı Hakk’ı takdis, tesbih adına çok iyi seçilmiş kelimelerdir. Nasıl ki şiirde kullanılan kelimeleri “erbab-ı beyan”, “ashab-ı belâgat” anlar ve “Ne şiirimsi kelime! Tam şiirin mûsıkîsine uymuş.” derler. Öyle de Zât-ı Ulûhiyet adına söylenen sözlerdeki incelikleri de, Zât-ı Ulûhiyet mârifetine ulaşmış, kalbi bu işe açık Hz. İbrahim gibi müstesna ruhlar anlarlar. O, meleklerden böyle bir tesbihi duyunca âdeta bayılır ve arkasından da: “Aman ne güzel!” der ve ilave eder; “Bu önümdeki sürülerin dörtte biri sizin olsun, dediklerinizi bir kere daha söyleyin!” Bir daha söylediklerinde ise, “Yarısı sizin olsun!” der. Diğer bir kere daha söylediklerinde ise, “Çobanlarımla beraber size köle oldum!” karşılığını verir. Servet bu hislerle sımsıkı irtibatlı ise, peygamberlik davasına zıt olmak şöyle dursun çok önemli bir payandadır.

5