Temel Di̇nami̇kleri̇ İle Aksi̇yon
Aksiyon, Fransızca’dan dilimize geçmiş bir kelime. Bunun yerine bazılarının da mülâhazalarına dayanarak hamle ve hareket tabirini de kullanabiliriz. Dinimiz için yapılan hizmetlerde, aksiyon veya hamle derken, mevcut olanı yeterli görmeme; himmetini âlî tutma, dünyaları cennete çevirme mevzuunda hiç durmama, yılmama, usanmama veya bu işi sonuna kadar götürme mânâlarını da mülâhaza edebiliriz. Bu işin sonu ise: –ki soruda bahsedilen sırrın cevabı budur– “Yakîn (ölüm) sana gelip çatıncaya kadar Rabbine ibadet et!”1 âyetinin anlattığı ufuk noktayı yakalamaktır. Yani kulluğunu bütün samimiyet ve canlılığıyla yakîn gelip çatıncaya kadar götürebilmek. Evet, işte bunu o güne kadar götürme gerçek bir hamle ve aksiyondur. Gerek ferdî planda, gerekse içtimaî planda kul kendinden istenen vazife ve sorumlulukları can u gönülden düşünüyor ve eda etmeye de uğraşıyorsa, biraz önce ifade ettiğimiz gibi o, hamle ve aksiyonu doğru mânâda anlamış ve yaşamış demektir. Aksi hâlde, meseleyi tek buudu ile ele alıp ve yapageldikleri maddî hizmetlerle, Türkiye’yi dünyanın en mamur ülkesi hâline getirseler ve bir kısım istihraçlarda beyan edildiği gibi kılıçlarını Sultan Ahmed Camii’nin minarelerine assalar bile, iş yine kayıp gerisin geriye gidecektir. Hatta bir hamlede dünyayı kurtarsalar ve ardından da amellerine güvenmenin ağına düşseler, bunların yaptıklarının Hak nazarında hora geçmeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Sorunun ikinci kısmında “Bu mânâ ve ruhu sürekli kılabilmenin yolları?” deniyor. Evvelâ, bu mânâ ve ruhu devam ettirebilmek şunlara bağlıdır:
Dipnotlar
- 1 Hicr sûresi, 15/99.