İçeriğe geç
27. Bölüm

Kadın-erkek Eşi̇tli̇ği̇

Soru: Son yıllarda kadın-erkek eşitliği hakkında çok şeyler söyleniyor. İslâmî açıdan meseleye yaklaştığımızda neler söyleyebiliriz?

Erkek-kadın eşitliği mevzuuna girmeden önce “eşit” ve “eşitlik”in kelime mânâlarını görelim.

“Eşit”, hiçbir fark göstermeyen, tabiatı, niteliği, değeri ve boyutları bir olan demektir. “Eşitlik” ise hakları bakımından insanlar arasında hiçbir ayırım bulunmaması anlamınadır.

Bu “eşit” ve “eşitlik” tarifleri çerçevesinde acaba kadının, erkek karşısında durumu nedir?

a. Fıtratta Farklılık

Kâinatta Allah (celle celâluhu) her şeyi çift yaratmıştır. Bu çiftlerden her birinin diğerine, bütün yönleriyle eşit olduğunu söylemek mümkün değildir.

“Her şeyi çift (erkek ve dişi) yarattık ki düşünüp ibret alasınız.”1

Zerrelerden bitkilere, ondan hayvanlar ve insanlar arasındaki erkeklik-dişiliğe kadar her şey çifttir ve birbirine muhtaçtır. Pozitif negatife, elektron protona, gece gündüze, yaz kışa, yeryüzü gökyüzüne, erkek kadına, kadın erkeğe muhtaçtır. Bunlarla birlikte şu anda bilemediğimiz fakat ilim ve teknolojinin gelişmesiyle öğrenebileceğimiz daha nice çiftler vardır.

İşte Allah (celle celâluhu) kadını yaratırken, elektrona nisbeten protonu, pozitife nisbeten negatifi, erkek tohuma nisbeten dişi tohumu yarattığı gibi yaratmış ve bu çiftlerden bir vahdet meydana getirmiştir. Fakat elektron protona, pozitif negatife eşit olmadığı gibi, kadın da erkeğe eşit olamaz. Bu, fıtratın değişmeyen kanunlarındandır. Zira tek olan Allah’tan başka her şey eksik olduğu gibi, varlığını sürdürebilmek için de, hiçbir şey kendi kendine yeterli değildir. Bu itibarla, eksik olan erkek ve kadın bir araya gelerek birbirlerini tamamlayacak ve bir vahdet teşkil edeceklerdir ki, bütünde asıl olan da budur.

1