İçeriğe geç
9. Bölüm

Dünyada Di̇ri̇li̇ş Solukları

Soru: Son gelişmeler ışığında ahlâk ve mânevî değerler doğrultusunda yaşanan diriliş hamlelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İzah eder misiniz?1

Meselenin bir bize bakan yanı var, bir de bizi aşan yanı. Bize bakan yönü itibarıyla, bu iş, sırf emr-i ilâhî olduğu için yapılır. Uykumuzu kaçıran, rahatımızı delen, bizi yemeden-içmeden alıkoyan, zihnen ve bedenen yoran bütün bu işler, eğer Allah rızası ve O’nun dinini i’lâ etmek için yapılmıyorsa, beyhude kürek çekiyoruz demektir. Evet, hâlis niyet, bizim yaptığımız, yapacağımız işlerin ruhudur. Bu ruh olmazsa, yaptıklarımız da yapacaklarımız da müsbet hiçbir değer ifade etmez.

Kur’ân’da, “Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeye çağırdığı zaman Allah’a ve Resûl’e icabet edin!”2 buyrulmaktadır. Evet bu, bir ihyâ, yani dirilme ve diriltme meselesidir. Bu diriliş de, âyette açıkça beyan buyrulduğu üzere, din ile ve dinin hayata hayat yapılması ile mümkün görülmektedir.

Allah rızası için, yani en büyük mertebe olan “mertebe-i rıza”yı kazanmak için yaptığımız işlere, kendi düşünce ve arzularımız kat’iyen girmemelidir. Meselâ, dinsiz bir insanın Cehennem’e girmesi gerçeği, bazı hassas ruhlarda bir kısım burukluklar hâsıl edebilir; dolayısıyla da dengenin korunamamasına yol açabilir. Aynı şekilde, nefret ettiğimiz fuhşu kaldıralım diye, meşru sınırları zorlayabilir; hatta bazı meşru münasebetlere bile sınırlama düşünebiliriz ki, bütün bunlar da dengeyi bozabilir. Dolayısıyla biz, sadece emredileni emredildiği şekilde ve emredildiği çerçevede yerine getirmekle mükellefiz.

1