Birinci Bölüm Perspekti̇f
İLÂHÎ İNAYET VE DEVAMI
Evet, herhâlde hepimiz de farkındayızdır; dün şurada-burada dolaşıp dururken, Allah hepimizi aldı ve inayet ü keremiyle belli bir noktaya ulaştırdı. Her şeyden önce, bunun böyle kabullenilmesi ve inayet altında bulunduğumuzun idrak edilmesi gerekiyor. Belli bir dönemde bu işi samimiyetle, ihlâsla başlatan zatlar oldu. Şimdi bize düşen şey de, onlardan tevarüs ettiğimiz bu hamuleyi, yine aynı samimiyet ve hüsnüniyetle alıp devam ettirmek olmalıdır.
Bu gerçeği böylece tespit ettikten sonra, şimdi de üzerimize sağanak sağanak yağan ilâhî inayet ve bereketin kesilmemesi adına, bugüne kadar çok yerde söylenip yazıldığı üzere, kısaca şunları ifade etmekte yarar var:
1. Yapılan bu işlerde, şahsen en ufak bir dahlimizin olmadığına nefsimizi ikna etmeliyiz. Evet, hemen her şeyin Cenâb-ı Hakk’ın lütfu, bereketi ve inayetiyle olduğunu kabul etmeli ve böylece hem şirkten kurtulmalı hem de bencillik adına nefsimizin içimize pompalayacağı vehimlerden uzak kalmalıyız.
2. Bunun da ötesinde, “Bu işin içinde biz olmasaydık ihtimal bu iş, daha hâlis insanlarla temsil edilirdi ve bu sayede şimdiye kadar olanından çok daha büyük mesafeler alınmış olurdu.” diye düşünmeli ve “Cenâb-ı Hakk’ın inayeti, menbaından geldiği gibi hizmete aksetmiyor, bizim benliğimize, nefsanîliğimize ait birtakım kötülüklere çarpıp kırılıyor, dolayısıyla da, bugüne kadar varmamız gereken noktanın çok gerilerinde kalınıyor.” demeliyiz.