İçeriğe geç
13. Bölüm

Geçmi̇şe Bakış Açımız

Soru: Hulefa-i Raşidîn döneminden sonra Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar’da “Din için devlet felsefesi, devlet için din şekline dönüşmüştür.” denilip; askerî, siyasî, içtimaî bütün kargaşalar buna bağlanmak istenmektedir. Böyle bir süreç acaba günümüzde de yaşanmakta mıdır?

Hulefa-i Raşidîn Efendilerimiz’in hepsi de kıymetler üstü kıymete, değerler üstü değere sahip ve haiz insanlardır. Ve bizim kriterlerimizle değerlendirmeye tâbi tutulmaktan muallâ ve müberradırlar. Günümüzde hadisi sorgulayanlar, sahabeyi hatta Raşid Halifeleri de kritiğe tâbi tutabilirler; ancak biz, böyle bir meselede “Düşünce ve lisanımızın ismeti” der, Allah’ın dilimize günah işletmemesini, O’ndan niyaz ederiz.

Ne var ki, böyle seviyeler üstü seviyeye mazhar olmalarına rağmen, Raşid Halife Efendilerimiz’in aynı seviyede olmadığı, hatta onlardan sonra gelen ashab-ı kiramın da –ki hepsi de efendilerimizdir ve hepsine ruhlarımız feda olsun– aynı kutbun kutup yıldızları olmadığı da bir gerçek. Seyyidina Ebû Bekir, Allah Resûlü’yle öyle bir maiyyet paylaşıyordu ki, o maiyyetin bir ucu gidip ta Allah’a dayanıyor; yani o beraberlik aynı zamanda Allah maiyyetine mazhariyet gibi bir mânâ ifade ediyordu…

1