Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu, iftihar tablosu olmanın gereği, tezahürü, tecellîsi olarak herkesin, hatta meleklerin önünde olabilecek şekilde bu işi değerlendirmiştir. Aslında bu konu, herkes için de bahis mevzuudur. Yani herkesin, Allah yolunda verdiği şey, katlanmış olarak yeniden ona dönecektir. Kur’ân-ı Kerim’in pek çok sarih âyeti bunu açıkça ifade eder: مَنْ جَۤاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا“Kim bir iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on katı vardır…”1 Evet, bir insan sadece bir iyilikte bulunursa, Cenâb-ı Hak o iyiliği ona katlar ve yeniden o şahsa iade eder. İlâhî lütfun en azı bu. Allah yüze de katlar, bine de.. bu biraz da şahsın ihlâs derinliğine göredir. Hatta bazı zamanlarda o zatın, ibadet ü taata kazandırdığı derinliğe göre binlere de katlayabilir. Bazı hususî günler itibarıyla veya o şahsın diğergamlık, hasbilik, Allah’la irtibatta çok sağlam olmasına göre, Cenâb-ı Hak, ona bir milyon da verebilir.
Hulâsa, böyle bir durum herkes için söz konusudur. Ama böyle bir potansiyel gücü değerlendirme, son kertesine kadar kullanma meselesi, sadece ve sadece Efendimiz’e müyesser olmuştur. Hatta enbiyâ-ı izâm dahil, evliyâ-i kirâm, asfiya-i fihâm efendilerimiz –büyüklükleri müsellem– hiçbiri o seviyede, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine bahşettiği imkânları değerlendirememiş, dolayısıyla da Cenâb-ı Hak’tan, o ölçüde karşılık elde edememişlerdir.
Dipnotlar
- 1 En’âm sûresi, 6/160.