Çözülmüş buzlar gibi, çözülüp de akan çaylar gibi, ırmaklar gibi Hakk’a, Hakk’ın istediği şeyi eda etmek üzere çağlayıp gidiyorlar.“Allah deyin.” diyor, “Allah” diyorlar; “La ilahe illallah deyin.” diyor, “La ilahe illallah” diyorlar ama buzlar baharda çözülür, diller baharda çözülür, bülbüller baharda şakımaya başlar. Bir “La ilahe illallah” mevsimi gelir, bu baharda olur, tohumlar atılmıştır, atılıyor. Rüşeymler baş çıkarmıştır ve çıkarıyor. Bir bahar geliyor adım adım, her tarafta, her vadide binlerce “La ilahe illallah” duyacaksınız. Devr-i Saadet’i hatırlatan bir devir. Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) etrafındaki çözülmeyi tablolaştıran bir devir göreceksiniz. Belki hayat için en zevkli şey de odur. Her tarafta yüz bin muhtacın el kaldırıp aczini, fakrını dile getirip “La ilahe illallah” demesini müşahede etme. Her vadide “La ilahe illallah” kutsi cümlesinin mevceleneceği tatlı an…Resûl-i Ekrem devri, diş sıkanların, göğüs gerenlerin, İslam’ı yaşamaya tehâlük gösteren, onun için can atanların devridir. Dayanılıyor. Beklenenin çok üstünde katlanma oluyor. Daha sonra Mekke vadileri “La ilahe illallah” diyenlerle doluyor. En umulmadık kimselerde çözülmeler müşahede ediliyor. Bu durum ilerisi için kim bilir ne söyler bilinmez, ama kelime-i tevhid adına çok şey anlatır. Kâinatta kelime-i tevhidin ağırlığı adına çok şey anlatır. Allah katında bu işin manası adına çok şey anlatır.Bedir zaferi olmuştu… Bütün keferenin burnu kırılmıştı… İslam yürür hâle gelmişti. Bir makine gibi raylarına oturmuş artık ahenkle yürüyordu… Kâfirlerin ise gururları kırıldığından öç almak istiyorlardı. Öfke içindeydiler. Ta Huneyn’den sonra Müslüman olacak Safvan b. Ümeyye burnundan soluyor, Resûl-i Ekrem’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı öfke ve kin kusuyordu.