İçeriğe geç

Rahman’ın o has kulları, harcamalarında ne israf eder ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisinin arasında bir denge tuttururlar. Onlar, Allah’la beraber başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur. Kıyamette, o büyük duruşma gününde onun cezası katmerli olur ve azapta, zillet içinde ebedî kalır. Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).” (Furkân Sûresi, 25/63-70)Muhterem Müslümanlar!Allah, bir kâinat kurmuş. Kendini tanıtmak, onda kendini okutmak üzere bir kâinat; kâinatta da bir düzen kurmuş. Şuurlu şuursuz varlıkların her birini birer dil hâline getirmiş, kendisini onlara vird-i zebân ettirmiş. Nizam O’nu konuşmuş… Âhenk O’nu konuşmuş… Âlem O’nu konuşmuş….

İnsan, sahip olduğu şuur, idrak ve irade ile kâinattaki bu konuşmalara tercüman olmak üzere yaratılmış…Kendisinde hitap çiçeği açmış bir varlık olarak sözlü ifadelerle bu meseleyi eda etmek üzere yaratılmış… Bütün varlıkların fihristi, müstesna bir varlıktır. Allah kendisini tanıtmak istiyor. Muhteşem düzeniyle, baş döndürücü ahenkli nizamıyla kendisini tanıtmak istiyor.

İnsan merceğiyle kendisini tanıtmak istiyor. Kur’ân’ı ile nebilerin diliyle kendisini tanıtmak istiyor. Mevsimi gelince, buzlar çözülünce, karlar eriyince, Allah’ı tanıyanlar oluyor.Yığın yığın, Âdem’in arkasında saf bağlayanlar… Nuh’un arkasında saf bağlayanlar… Ve daha yüzlercesinin arkasında saf bağlayanlar… Peygamberler dâhil âlemin, arkasında saf bağladığı Hazreti Muhammed’in arkasında saf bağlayanlar…

209