İçeriğe geç

verdiniz. Siz çıkarınca cemaatin hepsi ayakkabılarını çıkarıverdiler. Siz namazı bitirdiniz. Biz size dedik ki, ‘Ya Resûlallah! Niçin ayakkabınızı çıkardınız?’ Siz buyurdunuz: ‘Bilmiyorum. Cibril bana öyle söyledi.’ Sonra Cibril’den sordunuz, Cibril size dedi ki, ‘Ayakkabınıza necaset bulaşmış. Bu necasetle namaz kılarsanız namazınız bozulur.’ Ya Resûlallah! Namazınız bozulmasın diye ayakkabınıza bulaşan bir necaseti Allah size haber verir de zevcenize atılan çamuru haber vermez mi?”Allah Resûlü, bütün bu istişarelerden sonra Hazreti Âişe’nin yanına gelmişti. Peygamberin gönlü kırıktı. Hazreti Âişe’nin yanına sokuldu ve şöyle dedi: “Ya Âişe! Eğer bir günah işledinse itiraf et, Allah affeder. Eğer işlemedinse Allah Gafurdur, Rahimdir; seni temize çıkaracaktır.”“O dakikaya kadar ağlıyordum. Resûl-i Ekrem’in bu ifadelerini duyunca artık ağlamam da durdu. Izdırap o hâle geldi ki damarlarımdaki kanım dondu. ‘Ne diyeyim ki!’ dedim. Yüzümü kıbleye doğru çevirdim Allah’a teveccüh ettim. Hatta Hazreti Yakub’un adını da unuttum. Yusuf’un babası-

nın dediği gibi derim dedim: ِاِنَّـمَآ اَشْ كُوا بَـثّ۪ى وَ حُزْ نٓ ۪ى اِلَى اهللBen, derdimi, kederimi, şöyle dağılıp saçılmamı Allah’a şikâyet ediyorum.” Bu sabr-ı cemildi, en güzel sabır, yani derdini yalnızca Allah’a açma idi.Ben o hâlde Allah’a teveccüh etmiştim ki birden Resûl-i Ekrem’e vahiy geldiği an O’nu kıskıvrak yakalayan keyfiyet Allah Resûlü’nü yakalayıvermişti. Heyecanla kendinden geçmişti. Belli ki âyet nâzil oluyordu. Resûlullah, gözlerini açtığı zaman tebessüm ediyordu. “Müjde yâ Âişe, Allah seni temize çıkardı.”Hazreti Aişe diyor ki, “Ben, hakkımda bir âyet nâzil olabileceğini hiç düşünmezdim. Ben nerede, hakkımda âyet nâzil olmak nerede, derdim. Ama şunu hep beklerdim: Allah bir gün rüyasında Resûl-i Ekrem’in kalbine bir şey ilham eder, Resûlullah da böylece benim iffetime inanır.”

104