İçeriğe geç

etmiş olanları sıralarken, bu yolun erkânını sıralarken َ وَ الَّذِين

هُمْ لِفُرُوجِ هِمْ حَافِظُونَbuyurur. “Onlar ki ırzlarını, namuslarını koruma hususunda hassasiyet gösterirler; bir leke gelecek diye tir tir titrerler.”Bu husus, ailelerimizin içinde hâkim kılmamız gereken önemli esaslardan bir tanesidir. Bir misalle meseleyi biraz daha açmak istiyorum:Resûl-i Ekrem’in saadet hanesinde ırz ve namus hususunda hassasiyet hükümferma idi. O, kendisi ne kadar iffetli ne kadar namuslu yaşamış ise öyle de yaşama kararlılığı içindeydi. Onun iffetini anlatırken, bekâr bir kız gibi erkeklerin karşısında dahi buram buram ter döktüğünü söylerler. Hazreti Hatice’den izdivaç teklifi aldığı zaman sırılsıklam ter içinde kalmıştı; o kadar iffetliydi.Allah Resûlü, yirmi beş yaşına kadar evlenmemişti. Bununla beraber hiç kimse O’na, “Birisine kaşını kaldırıp da baktı.” diyememişti. O kadar iffetli, o kadar namuslu yaşamıştı ki zamanla iffetin şahikasına yükseldi. Her mevzuda olduğu gibi iffet mevzuunda da bizim için bir örnek oldu. Allah Resûlü’nün her sefere gidişinde zevceleri arasında kur’a çekilir; hangisine çıkarsa Allah Resûlü’ne o refakat ederdi. Hepsi Efendimiz’le beraber bulunmayı çok arzu ederdi; ancak hepsini birden götürmek müşkilatlı olacağından dolayı sadece bir tanesi giderdi. Mustalikoğulları seferine gidilecekti. Çekilen kur’a Hazreti Âişe’ye çıkmıştı. Vakayı bizzat Hazreti Âişe şöyle hikâye eder: “Gittik, seferi yaptık dönüyorduk. Medine’ye yaklaştığımız bir yerde konakladık. Ben o sırada hevdecimin içinden çıktım ve ihtiyacımı görmek için biraz uzaklaştım. Hevdece geri döndüğümde kız kardeşimden aldığım gerdanlığın düşmüş olduğunu fark ettim. Onu aramak için tekrar gittim. Geri döndüğümde kervanın kalkıp gittiğini, göç ettiklerini müşahede et-

101