İçeriğe geç

tikbalini düşünen herkes için gerekli bir vazifedir. Cenab-ı Hak bu vazifeyi bizlere idrak ettirsin.Nesle onur vereceksiniz, iffet duygusu vereceksiniz. Gençlik, onur ve iffetinin yıkılmasından öyle endişe edecek ki dünyanın yıkılması onun için o kadar endişeye sebep olmayacak. İffetini kaybetme endişesiyle tir tir titreyecek, adımlarını hassasiyetle atacak. “Milletimin bir ferdi olarak kendime leke getirmiş olurum. Aileme leke getirmiş olurum. Milletime leke getirmiş olurum ve etrafa leke saçan, mikrop dağıtan bir unsur hâline gelmiş olurum.” endişesiyle yaşayacak, yanlış bir adım atmayacak. Bu hassasiyetle mikrop üreten yerlerin önünden dahi geçmeyecek. Bu yerleri idare eden insanların yanlarına uğramayacak. Zira Kur’ân’ın fermanında görüyoruz ki; yolu Sakar’a (Cehennem’e) gidip dayanan, Cehennem’in sarp yokuşuna sardıran toplulukların özelliklerinden biri de batakçılarla düşüp kalkmalarıdır. Kur’ân’ın ifadesiyle onlar şöyle derler:

َوَ كُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَآئِض۪ ين

“Bâtıla, boş şeylere dalanlarla birlikte biz de dalardık.”

(Müddessir Sûresi, 74/45)“Hayatında hesap ve plan olmayanlarla arkadaşlık ediyorduk. Laubalilerle, lâkaytlarla… Hayatlarına mâlâyani şeylerin hâkim olduğu insanlarla muaşeretimiz vardı, dostluğumuz vardı. Beraber yiyip içer, beraber oturup kalkardık. İşte Sakar’a girmemize, Cehennem’in bu sarp yokuşuna sardırmamıza sebebiyet veren hususlardan bir tanesi buydu.” diyecekler. Demek ki böyle ortamlar, insanın iffet ve namusuna leke getirebiliyor.

İffet ve namusa hassasiyet gösterme Kur’ânî bir meseledir. Evet, Kur’ân’da Allah (celle celâluhu); kurtulanları, dünyada iyi bir millet hâline gelerek felahı bulmuş, âhirette Cennet’e girerek felahı bulmuş, kurtuluşa ermiş, saadeti elde

100