İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim, dünyevî ve uhrevî kurtuluşumuzu ve saadetimizi hazırlayacak prensipleri bize getirmekte, onları yaşamamızı bizden istemektedir. Allah, Mü’minûn Suresi’nin başında kurtulanların, felaha erenlerin vasıflarını sayıyor. Allah, felahı, hem dünya hem âhiret kurtuluşunu, günde beş defa huzuruna gelip haşyet ve saygı dolu bir gönülle namaz kılmaya bağlıyor. Allah, felahı, hiçbir işe yaramayan, bir kıymet ifade etmeyen işlerle, yani mâlâyaniyatla iştigal etmemeye bağlıyor.Allah, felahı, size verdiği bir kısım şeyleri O’nun yolunda sarf etmeye, yine dini o istikamette i’lâ edip yüceltmeye bağlıyor.Ve yine Allah, felahı, ırzınızı ve namusunuzu koruma hususundaki hassasiyetinize, namuslu ve iffetli yaşamanıza bağlıyor. Kur’ân-ı Kerim ferdin hayatını, ailenin hayatını, milletin hayatını bunlara bağlamış ise Allah’a tâbi olan cemaate, Resûl-i Ekrem’in arkasında olan cemaate, Kur’ân-ı Kerim’i dinleyen cemaate düşen şey de Kur’ân’a kulak vermek, Resûl-i Ekrem’i dinlemek, Allah’ın emrine inkıyat etmek olacaktır. Irzınızı, namusunuzu koruma hususunda hassasiyet göstereceksiniz. İffetiniz mevzuunda hassas olacaksınız. Çocuklarınızın örfünüze, âdetinize, din ve diyanetinize aykırı bir atmosfer içinde yetişmesine meydan vermeyeceksiniz. Vermeyeceksiniz ki ileride size de millete de insanlığa da faydalı birer fert olarak yetişsinler. Bunun için onların başıboş kalmasına müsaade etmeyeceksiniz. Belki kayyum gibi arkalarına takılacaksınız. Mütemadiyen onları takip edeceksiniz. İnhiraf edecekleri noktalarda ellerinden tutacaksınız. Devrin kültürüne, ilim anlayışına, seviyesine, malumatına ve kalbî yapısına göre onların imdatlarına koşacak ve içlerini aydınlatmaya, onları gerekli hususlarda ikaz etmeye çalışacaksınız. Bu, milletinin is-

99