İçeriğe geç

أَبْصَار kelimesi, onların gözlerinden ziyade basiretlerinde körlük olduğuna işarettir. Onların bu işi görebilecek ve hissedebilecek bütün görme kabiliyetleri köreltilmiş ve baksalar da görmez hâle getirilmişlerdir. Zaten mümesselün leh’te, hakikati görmeyen de basiret gözüdür ki, misalde de bu alınmakta ve mümesselün leh’teki hakikate telmih yapılmaktadır. Yani onlara, “Misale saplanıp kalmayın, dikkat edin.” denilmektedir. Misali verirken, misaldeki kayıtların âdeta kanallar hâlinde mümesselün leh’e bağlanmış olduğu açıkça vurgulanmaktadır. Yani hangi kanalın ucuna dokunulursa mümesselün leh’ten ses duyulmaktadır. Bu açıdan, ebsâr kanalına dokunulduğunda da onlardaki mânevî körlük sesi duyulmaktadır.

كُلَّمَۤا أَضَۤاءَ ifadesi, münafıkların her fırsatı değerlendirmeye çalıştıkları hissini ifade etmektedir. Sanki onlar, gözlerini belli bir noktaya teksif etmiş de şimşeğin çakmasını bekliyorlarmış ve çakınca da hemen kalkıp yürüyeceklermiş gibi bir hâl sezilmektedir. Bir de cümlenin isti’nâf (başlangıç) cümlesi olması itibarıyla sanki soru sorana cevap veriliyormuşçasına bir üslup tercih edilmiştir: “Neredeyse şimşek gözlerini kapıp götürecekmiş gibi.” Öyleyse bunların hâli oldukça karışık olacaktır ve şaşkınlık içinde mütemadiyen şimşek çakması ve karanlık basması arasında gelgitler yaşayacaklardır.

لَهُمْ kelimesinden, bu kadarcık şimşeği dahi onların, “aleyh”lerinde değil “leh”lerinde bir hâdise saydıkları mânâsı anlaşılmaktadır.

مَشَوْا kelimesi ise onların süratli yürüyemediklerini, hızlı hareket edemediklerini anlatmaktadır. Aslında, –Kur’ân’ın ifadesiyle[1]– karanlıkta ellerini, parmaklarını çıkarsalar göremeyecekleri bir yerde süratli adım atmalarına da imkân yoktur. Bu da her tarafta tereddüt olduğu, her tereddüdün de bir tehdide dayalı olduğunu ifade bakımından gayet önemlidir.

فِيهِ zarfı, o ışığın, yani şimşek ışığının darlığını ifade etmektedir. Yani onlar ancak şimşeğin aydınlatma buutları içerisinde, gözlerinin görebildiği o saha çerçevesinde adım atabiliyorlar. Tasvir mükemmeldir.

417