İçeriğe geç

Dinler, çağların ihtiyacına göre Hak tarafından vaz’ edilmiştir. Bu husus, beşerin rüşdünü idrak etme yolunda kat ettiği mesafeye göre âlemşümul din, âlemşümul nebi Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) kadar belli bir seviyeye ulaşmıştır. Ancak bu tekâmül, onların zannettikleri gibi hayvandan mağarada yaşayan insana, ondan şehirlerde yaşayan insan ufkuna yükselmiş bir tekâmül değildir. Hazreti Âdem (aleyhisselâm), kendi döneminde yüzlerce insanın babası veya dedesidir. Dolayısıyla da o gün için o insanları idare edebilecek bir kanunnameye ihtiyaç vardır. Mesela, beni on kişinin başına kumandan olarak tayin etseler ben o on kişiyi sevk ve idare edebilecek bir nizam belirlerim; ama bu bin insan olursa durum da değişir. Bütün orduları idare eden nizam başka, bir tümeni, tugayı, alay veya taburu idare eden nizam başkadır. Nitekim nizama göre de bunların başına bir kumandan tayin edilir. Orduların başında bir general bulunuyorsa, manganın başında da bir onbaşı vardır. Bunun gibi insanoğlu, eşya ve hâdiselerle münasebet peyda ederken, içinde yaşadığı dünyayı derinlemesine anlarken, isimlerden müsemmalara doğru inerken, nomen-fenomen terkibine yükselirken buna göre bir gelişme seyri takip etmesi icap eder.

84