İçeriğe geç

İşte bu mülâhazalar içinde bulunup O’na göre davranmak, bir yönüyle kulun Allah’a karşı gayretini ifade eder. Allah’ın kula karşı gayreti de onun zayi olmasını istememesi, onu çok sevmesi ve tutması, pek çok şeye tercih etmesi ve bundan dolayı da onun fuhşiyata girmesini yasaklamasıdır. Çünkü fuhşiyat, kulun ruhî ve mânevî yapısını bozan bir gayri tabiîliktir. İşte gayret-i ilâhiye, kulu koruma ve onu çürütmeme, hatta onu bu fâni dünyada bir varlık olmaktan kurtarıp bekâya namzet kılma şeklinde tezahür edebileceği gibi ona yolunu gösterme ve onu “bekâ billâh maallâh” sırrına mazhar etme şeklinde de ortaya çıkabilir.

Allah’ın insana karşı olan gayretini İbn Teymiye mektebinin talebeleri gibi bazıları bu anlamda hatalı bulmuşlar ve Allah’a zaaf isnat ediliyor diyerek karşı çıkmışlardır. Ne var ki, mesele hiç de öyle değildir. Bizdeki gayretler birbirimize karşı ne mânâya geliyorsa, Allah’ın gayreti de mukaddesiyet, münezzehiyet ve ulvîlik keyfiyeti içinde, hatta keyfiyet ve kemmiyet üstü ve hedefi insan olan ilâhî bir gayrettir.

3