Değişik zamanlarda vâhid-i kıyasî olsun diye arz ettiğim bir husus var –ki bana çok önemli gelmektedir– tekrar arz etmek istiyorum. Afacan ve çok sevimli çocuğu olan bir insan düşünün ki, daha siz, “ço…” dediğiniz an o, “çocuk” diyeceğinizi zannederek kendi çocuğundan bahsetmeye başlar; belki de siz “çoban” diyecektiniz.. işte bunun gibi bir fırsat zuhur eder etmez, hemen her meseleyi değerlendirip Allah’a getirmek ve ağzını açan birinin “ab…” diyecekken ona, “ab…’ deyip israf-ı kelâm ve zaman edeceğine Allah desene” demek, hiç olmazsa bu mülâhazalarla meşbû bulunmak çok önemlidir. Tabiî ki bunu bir misal olarak arz ediyorum. Bunu dedirtme şekli farklı olduğu gibi, vicdanında duyma ve duyurma şekli farklı olabilir.
Sözü evirip çevirip sürekli Cenâb-ı Hakk’ı hatıra getiren lâhûtî mülâhazaların etrafında dolaştırmak, aslında Cenâb-ı Hakk’a ait meselelere karşı kıskançlık ölçüsünde duyarlı olmaya işaret eden güzel bir bakış açısıdır. Efendimiz, Allah’ın herkesten “ağyer” olduğunu ve gayretinden dolayı da kullarına fuhşiyatı haram kıldığını bildirmektedir.3 Allah’ın gayretinden bahseden başka bir hadiste de “Gayûr” tabiri kullanılmaktadır.4 Bu kelime, mübalâğa anlamını ifadede kullanılan bir kelimedir. Binaenaleyh insan, Cenâb-ı Hakk’ı mücerret anlatmanın ötesinde, O’nunla alâkalı hakikatleri âdeta kendi hayatî düşüncelerinin üzerinde örgüleyeceği bir atkı hâlinde kabul etmeli, hayat nakşını, sürekli lafz-i celâle ana nakış örgüsünün ortasına koyup her şeyi ona göre örgülemeli, daima O’nunla münasebeti gözetmeli ve ortaya koyacağı davranışların gerçek tenasübünü de bu nakış esprisine bağlamalıdır. O’nunla münasebet eksenine her şeyi bina etmek.. her şeyi O’na göre örgülemek.. sürekli O’nu nazara vermek…
Dipnotlar
- 3 Buhârî, nikâh 107; Müslim, tevbe 32-36.
- 4 el-Münâvî, Feyzu’l-kadîr 2/240; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl 11/265.