İçeriğe geç
29. Bölüm

Nasi̇hat, Allah’ın Gayreti̇ Ve Kulun Hakkı

Soru: Nasihat hadisindeki “Allah için nasihat” ifadesinden ne anlamalıyız?

Cenâb-ı Hakk’a karşı sadık bir mü’minin en iyi davranışı, Allah adına hayırhâh olmasıdır ki, bu esas, “Nasihat hadis-i şerifi”nde de vardır. O hadiste, sahabe, nasihatin (hayırhâhlığın) kim adına olması gerektiğini sorunca Efendimiz: “Allah, Resûlullah, Müslümanların imamları ve ümmet için.”1 buyurur.

Efendimiz’in bu sözünü değişik şekillerde anlamak mümkündür. Bu hadisi, bir Nur talebesinin, kâinat kitabını yorumlayarak, başkalarının keşif, müşâhede ve murâkabe yoluyla anlamak ve anlatmak istedikleri Zât-ı Ulûhiyet hakikatini âfâkî ve enfüsî istidlâllerle düşünmesi, bilmesi şeklinde anlamak mümkün olduğu gibi onu, mücerret bir bilmeden başlayarak mârifet mânâsında pratikleşmiş, oturaklaşmış bir bilmek, ondan tam bir vicdan kültürüne kadar devam eden bütün süreçteki bilmeler şeklinde de anlamak mümkündür ki, bu basamaktan sonra da bilgi, muhabbete inkılâp eder. Muhabbet ise aşk u şevkle derinleşir ve ruhanî zevklerle bir hayırlar “salih daire”sine dönüşür.

Bu zaviyeden Allah için nasihat, O’nu tanıtma ve sevdirme demektir ki, hadis-i şerif de buna delâlet etmektedir. “Allah’ı kullarına sevdirin ki Allah da sizi sevsin.”2 beyanı da buna işaret eder. Belki Kur’ân ve Sünnet’ten işarî yolla bu hususa delâlet eden daha pek çok delil çıkarılabilir. Bununla beraber hadise verdiğimiz bu mânâ, akla gelen mânâlardan sadece biri olsa gerek. Binaenaleyh insan bununla yetinmemeli, seviyesine göre meseleyi derinleştirmeli ve latîfe-i rabbâniyesi, sırrı, hafîsi, ahfâsı ve belki şimdiye kadar büyük zatların bile tespit edemedikleri keşfedilmemiş, adı konmamış letâifi, O’na ait hakâiki özümseyip aksettirecek bir prizma şeklinde süzmelidir; süzmeli ve meseleyi sürekli evirip çevirip O’na getirmelidir.

1