Sâniyen öyle delâil-i Kur’âniye vardır ki, bunları Marks ve emsali inkâr etse de bunların hemen hepsi de kevnî hakikatlerdir.
Ayrıca hadislere bakıyoruz. Allah Resûlü 14 asır evvel bir ekranda 14 asır boyu cereyan edecek hâdiseleri berrak simalarıyla hiç iltibas ve iştibaha meydan vermeden anlatmaktadır. Efendimiz’in lâl-ü güher sözleri içinde yakalayabildiğimiz, gayba âşina o nazarın gördüğü ne kadar hakikat varsa, sırasıyla bu devirde cereyan eden hâdiselerin yanına getirdiğimiz zaman en ufak bir tehalüf ve tezat müşâhede edilmemektedir. Binaenaleyh bunu madde ile izah etmeye imkân var mıdır? Maddenin hususiyetleri bellidir; bugün laboratuvarlardaki kimyevî neticelerle 1400 sene sonraki neticeleri söylemeye imkân yoktur. Kaldı ki bugün insanların elinde tecrübeye tâbi bir kısım imkânlar da var. Efendimiz’in bu mevzuda ifade buyurduğu beyanlarına intikal ettiğimiz zaman bunu madde ile izah etmeye imkân yoktur.
Bir de meselenin ledünniyat tarafı var ki avamın rüyalarından, havassın müşâhedelerine kadar bunu ne göz, ne de kulak halüsinasyonu ile izah etmek mümkün değildir. Biri, “Ben yirmi sene sonra zuhur edecek şeyi yirmi sene evvel gördüm.” dese hilâf-ı vâki beyanda bulunulmamışsa bunu madde ile nasıl izah edersiniz? Işığın boyu belli, maddenin hâkim olduğu saha belli, tecrübenin sahası da bellidir. Buradan fiziğin ve maddenin ötesinde insanın münasebet kuracağı bazı şeylerin var olduğu anlaşılmaz mı?
Şunu da ifade ederek mevzuu noktalamak istiyorum. Bu kadar deliller karşısında Marks’ın maddeciliğine bir değer vererek üzerinde fazlaca durmayı şahsen zait sayıyorum. Yukarıda isimlerini verdiğim zevatın yazdığı kitaplar okunduğu takdirde bu konuda yeterli bilgiye sahip olunacaktır.