Ebû Eyyub el-Ensârî Hazretleri bir cephede düşmanla çarpışırken, kendisini korkusuzca düşman saflarına atan bir yiğide, kendi saflarından bir neferin şöyle dediğini duyar: “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”1 Ebû Eyyub el-Ensârî Hazretleri, bunu duyar duymaz hemen ortaya atılarak şöyle der: “Ey cemaat! Siz bu âyeti yanlış anlıyorsunuz. Bu âyet şu münasebetle nazil olmuştu: Bir vakit biz, etrafımızdaki düşmanları sindirince şöyle düşünmeye başladık: ‘Bizler hicret ettik, Efendimiz ile gazvelere katıldık. Ensar olarak bu uğurda mal ve mülkümüzü, hatta her şeyimizi feda ettik. Din yolunda aç ve susuz kaldık. Bu arada da maddeten sefalete dûçar olduk. Şimdi biraz çalışıp kazanalım da bu eski boşluğu dolduralım.’ İşte okuduğunuz âyet bu mülâhazalara cevap mahiyetinde nazil oldu.” Sonra devamla âyetin tamamını bu bütünlük içinde okudu: Ey iman edenler! Allah yolunda her şeyinizi sarf edin ve kendi elinizle, –mallarınızı harcamamak suretiyle– kendinizi tehlikeye atmayın.”2
Yine sahabe efendilerimiz diyorlar ki: Daha Kur’ân yeni nazil olmaya başlamıştı. İhtimal bizde bir kasvet oldu ve ülfet bastırdı ki, bu hâlimizden ötürü ikaz sadedinde çok geçmeden Kur’ân’da şu âyet nazil oldu: “İman edenlerin kalblerinin Cenâb-ı Hakk’ı ve O’nun tarafından inen hakikatleri hatırlayarak yumuşayıp saygı ile dirileceği vakit gelmedi mi?”3
Dipnotlar
- 1 Bakara sûresi, 2/195.
- 2 Tirmizî, tefsîru sûre (2) 19; en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 6/299.
- 3 Hadîd sûresi, 57/16.