İçeriğe geç
14. Bölüm

İçti̇maî Hayatta Dünya-ahi̇ret Muvazenesi̇

Soru: Gençlik yıllarımızdaki hizmet şevki ve ihlâs, içtimaî hayata atılınca sönmeye yüz tutuyor. Bu durumda dünya-ahiret muvazenesini nasıl temin edebiliriz?

Allah’ın dinine hizmet yolunun çeşitli dönemeç ve virajlarında, insanı hizmet duygu ve düşüncesinden alıkoyan engeller çıkıp onun önünü kesebilir. Meselâ, gençlik yıllarında hevesat-ı nefsaniye, bir dev gibi insanın karşısına dikilip onu yolundan alıkoyabilir. Bu dönemde yolda kalıp dökülen bir hayli insan vardır. Ne var ki, gençliğin beraberinde getirdiği yiğitlik, çocukluk, macera ve bir şeye samimî bağlanma gibi hislerle bu engellerin aşıldığı görülmektedir.

Gençlikten sonra diğer tehlikeli bir his, insanlardaki makam sevgisidir (hubb-u câh). Daha sonra içtimaî hayata girdiğinde veya çoluk çocuk sahibi olup memuriyet hayatına atıldığında dünyaya karşı bir tama ve tûl-i emel baş gösterir; insan “şunu da edeyim, şunu da işleyeyim, biraz da şuraya bir şey koyayım, şu hususta da bir yatırımım olsun..” gibi düşüncelerle hareket eder ve farkında olmadan aldanıverir. Bazen de korku, onun önünü keser ve ona hizmet-i imaniye adına pek çok şeyi kaybettirebilir.

Evet, bu konuda bizim kolumuzu ve kanadımızı kıran, bizi bulunduğumuz yerden alaşağı eden ve yolumuzu kesen pek çok şey vardır. İnsan bunlardan birini aşsa da her zaman diğerine takılabilir… Aslında bu tür engeller, bize ait olmayıp, Allah yolunda mücadele eden herkes için beklenen şeylerdir. Bu konuda mühim olan, vazife şuuruyla her zaman duyarlı olabilmektir. Evet, asıl tehlike, insanın sorumluluğunu duyup hissetmemesidir. Şimdi bütün mukayeselerimizi kendileriyle yaptığımız o güzel sahabe cemaatine intikal edip konuyla alâkalı bir misal vermek istiyorum:

1