İşte böyle bir meselede muhtemel boşlukları dolduracak en önemli güç kaynağı kolektif şuurdur. Evet, biz, bir akılla ulaşamadığımız nice şeylere iki, üç, dört, beş akılla çok rahat ulaşabilir ve bu boşluğu doldurabiliriz. Zannediyorum hiçbir dâhi, bu kadar akıl ölçüsünde bir akıl taşıyamaz. “Deha için intihap yoktur.” derler. Yani onda, şunu düşüneyim, şunu yapayım, şundan şu çıkar, bundan bu çıkar gibi düşünceler olmaz. O anında düşünür, karar verir, yürür ve yüzde yüz isabet eder. Ama bence herkes böylesine bir dâhi olsa da kolektif şuura müracaat etmesi, meseleleri meşveretle çözmesi daha isabetlidir. Çünkü Kur’ân, her işte meşvereti emretmektedir2 ki, bundan biz, meşveretin, hatanın büyük ölçüde burnunu kıracak önemli bir esas olduğuna inanıyoruz. Evet, gerektiğinde bir mesele hakkında yüz akla müracaat edilmeli ve onlardan aldığımız düşünceler harman edilerek bir sonuca varılmaya çalışılmalıdır.
Zannediyorum bu esaslara riayet çerçevesinde hareket edildiğinde, hatalar aza indirilmiş olur ve yap-bozlarla ömür tüketilmez. Ne var ki, başta da ifade ettiğimiz gibi, bütün bütün hataların kökünü kurutmak da mümkün değildir. Eğer mümkün olsa idi, Efendimiz’den sonra Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Halid b. Velid gibi dâhilerin hâkim olduğu dönemde, her mesele hallolurdu.
Dipnotlar
- 2 Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 3/159; Şûrâ sûresi, 42/38.